123
banner

Halk Pazarından Alınan Kıyafetlerle Paris Moda Haftasını Trollemek

Written by

Pierre Kleine, Tony Kilinger, Lucci, ve Anna Doran isimleri size neler hatırlatıyor. Bunlar dünyaca ünlü giyim markalarının isimlerine benzer isimler ve söylendiğinde hepsi size asıllarını hatırlatıyor. Bu yazının konusu da algılarımız ve modayla alakalı olarak ilerleyecek.

Yazının başrolünde 1 yıl önce yine Pazarlama Vizyonu üzerinden paylaştığım bir yazı da bahsettiğim  İngiliz yazar Oobah Butler yer alıyor. İlgili yazıda kendisi yaptığı algı çalışmalarıyla gerçekte var olmayan bir restoranı kısa sürede Londranın en iyisi yapmıştı. İlgilenenler için bahsettiğim yazının linkini en sonda bulabilirsiniz. Ayrıca “Saçmalıklarınınızı Nasıl Bir Numara Yaparsınız (kitabın Türkçesi yok)?” isimli çok satan kitabın da yazarı.

Londra’da yaşayan Oobah bu sefer Paris Moda Haftası’nda karşımıza çıkıyor. Marka değeri olmayan Londra’nın bir halk pazarından aldığı kıyafetlerle Paris Moda Haftası’na açılıyor, ünlü modacı, fenomen ve mankenlerle tanışıyor ve işbirliği teklifleri alıyor.

Yazar ilk önce “georgiopeviani.com” olarak adlandırdığı bir web sitesi adresi alıyor ve siteye içerik ekliyor. Web sitesine girdiğinizde adeta gerçek bir markanın ana sayfasıyla karşılaşıyorsunuz. Site için bir mail adresi alıyor ve bir de kart bastırıyor. Ve son olarak sözüm ona yarattığı moda devi için Londrada yer alan “Brixton Market” isimli halk pazarından birkaç parça kıyafet alıyor.

Hikayeyi daha ilginç yapan Oobah’ın daha önce Paris’i hiç ziyaret etmemiş olması. Paris Moda Haftasının yapıldığı tarihi binaya ulaştığında kapıda güvenlik tarafından durduruluyor ve hiçbir şey demeden kartını güvenlik masasına bırakıyor. Güvenlik personelleri aralarında yaptıkları küçük bir tartışmadan sonra Georgio Peviani için Paris Moda Haftasına giriş kartı çıkartıyorlar.

İçeride zaman geçirirken bir sosyal medya fenomeniyle tanışıyor ve Moda Haftası’ndan sonra gidebileceği bir partiye davet alıyor. Tanıştığı fenomene ‘Peviani’yi bilip bilmediğini soruyor. Fenomenden olumlu bir reaksiyon alamayınca “Günlük giyim bir dinse Peviani sürekli günahlar işliyor” diye bir söz kullanıyor ve ünlü fenomenin dikkatini çekmeyi başarıyor.

İçeride modanın çeşitli dallarından birçok bilinen insanla tanışıyor ve mankenlere Georgio Peviani ürünlerini denettiriyor. En zorlandığı nokta kendisinin “Georgi Peviani” isimli İtalyan bir modacı olduğunu İtalyanlara kanıtlamak olmuş ancak bu konuda da başarılı oluyor. Moda yatırımcılarıyla tanışıyor ve ürünlerini almaları için teklifte bulunuyor. Böylece Moda Haftası’nın 1. gününü tamamlıyor.

İkinci günde meşhur modacı Vivienne Westwood’un defilesi var ve defileye giriş davetiyeyle oluyor. Kapıda basının ilgi gösterdiği bir mankenle tanışmak için yanına gidiyor, birlikte fotoğraf çektiriyorlar ve sanki mankenle birlikte defileye gelmiş gibi onunla konuşmaya devam ederek ve koluna girmiş gibi görünerek içeri girmeyi başarıyor. Burada Brezilya’dan davete katılan Raquel Minelli isimli ünlü bir fenomenle tanışıyor ve markasının adını duyurmak için ilk fırsatı elde ediyor. Fenomen Georgio Pevianni’yi etiketleyip sosyal medya hesaplarından paylaşıyor. Ve defilenin ardından gerçekleşecek moda dünyasının havalı gençlerinin katılacağı bir partiye davet alıyor. Partide BBC sunucusu ve model Alexa Chung ile tanışıyor ve markanın adını ünlü sunucuya söylettirirken videoya kaydediyor. Georgio Peviani artık moda dünyasının fenomenlerinden birinin de dilinden çıkmış bir markaya dönüşüyor.

Üçüncü gün artık bir şeyler etkisini göstermeye başlıyor. Partiden geç bir saatte dönen ve geç uyanan Oobah bilgisayarını açtığında kendisine birçok mail geldiğini fark ediyor. Sektörden çeşitli moda şirketleri Georgio Peviani’yi kahve içmeye çağırıyor. Oobah bu davetlerden bazılarını kabul ediyor ve iş görüşmeleri için Paris modacılarının ofislerine ziyaretler yapıyor.

Gelelim hikayenin sonuna ve aslında Georgio Pevianinin kim olduğuna. Yazının başında kıyafetlerin halk pazarından alındığı belirtilmişti.  Oobah markayı Google’dan araştırıyor ve Denim Dünyası diye bir yerde üretildiğini buluyor ve ziyaret etmek için adresine gidiyor. Georgio Peviani Adam isimli Zambiya’dan İngiltereye göç etmiş bir kişiye ait ve 30 yıldır kullandığı bir marka. Oobah Adam’a neden bu ismi tercih ettiğini söylüyor ve tahmin edebileceğimiz bir cevap alıyor: “Kulağa güzel geliyor ve İtalyan!”

Oobah Paris’te yaşadıklarını Adam’a anlatıyor. Adam şaşırıyor ve gülüyor. Oobah son olarak ben Georgio Peviani değilim ve hiçbir zaman olmadım ama sen öylesin, değil mi Adam diyor? Kahkahalar atan Adam “Merak etme, her zaman bulacağın kadar yakınım” diyor.

Bir anlığına durup etrafımızda karşılaştığımız şeylere baksak aslında birçok şeyin algılarımız yoluyla ele aldığımızı ve algılar yoluyla eylemler gerçekleştirdiğimizi fark edebiliriz. Sırf Black Friday indirimine girmiş diye bir ürüne fiyatından daha çok para verebiliyoruz, üzerinde sağlıklı yazıyor diye şekerli su içebiliyoruz, güzel görünmek için vücudumuza kimyasalların girmesine ve bıçak değmesine izin verebiliyoruz. Bu yaptıklarımıza baktığımızda gerçekten doğru olanı mı yapıyoruz yoksa doğru düşündüğümüzü hissetmek mi istiyoruz…

(Yazının başında bahsettiğim hiç açılmamış bir restoranın nasıl Londra’nın en iyisi olduğunun hikayesini linkten okuyabilirsiniz: http://pazarlamavizyonu.com/hic-acilmamis-bir-restoran-nasil-londranin-en-iyisi-oldu/ )

Bu yazı oluşturulurken Oobah Butler’in Vice.com’da yer alan konuyla ilgili blog yazısı kaynak alınmıştır ve resimlerde aynı yazıya aittir.

Article Tags:
Article Categories:
Genel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Shares