banner

Trump Tarzı Pazarlamayla Tanışın: Show Business 1

Written by

Donald Trump; bir emlak kralı, oteller zinciri sahibi, kitap yazarı, şov adamı  ve son olarak  Amerika Birleşik Devletleri Başkanı. Seçim sonuçları kesin olarak açıklanana dek kimse başkan olacağını tahmin edemiyordu ve rakibi Hillary Clinton’dan % 0.2 daha az oy olmasına rağmen Birleşik Devletler’deki seçim sistemi sayesinde cumhuriyetçi delege sayısının fazla olması nedeniyle başkanlığı kazandı. Hayatını daha yakından incelediğimizde başkanlık seçimlerindeki kıl payı başarısı gibi birçok dönüm noktası  olduğunu görüyoruz. Yazı dizimizin ilk kısmında sayın başkanın kariyerinin kilometre taşlarını pazarlamaya atıfta bulunan yönleriyle inceleyeceğiz;  2. ve son kısmında ise kendi hayatından örneklerle bir Trump tarzı pazarlama ilkeleri listesi oluşturmaya çalışacağız.

Müteahhitlik yaparak zenginliğe ulaşmış bir babanın çoçuğu olarak dünyaya gelen Donald Trump’ın çocukluğu inşaat şantiyelerinin içinde geçti. 1970’lerde Trump ailesi o zamanlar New York şehrinin daha dar ve orta gelirli gruplarının yaşadığı bir bölge olan Brooklyn’de inşaat projeleri gerçekleştirirken genç Donald kendine hedef olarak Trump ismini bir markaya dönüştürmek adına  Manhattan’da markalı inşaat ve rezidans projelerini hedef seçmiş.  30’lu yaşlarının başlarında genç bir iş adamı olan Donald; Manhattan inşaat piyasasında babasından edindiği deneyimleri ve sermayeyi de kullanarak iki büyük proje gerçekleştirdi. Bunlardan birisi bugün Grand Hyatt ismiyle bilinen otel zincirlerinin ilk binası iken diğeriyse kendisini bir marka haline getirecek olan dünyanın en prestijli caddesinde yer alan Fifth Avenue’deki Trump Tower. Bu dünyanın ilk Trump Tower’ı olma özelliği taşıyan binanın ilginç bir özelliği de var: Donald Trump binanın uzaya kadar olan tüm hava sahasının kullanım haklarını da satın almış ve onun bu adımı tanınırlığını artırmış.

İnşaat işi sayesinde hatrı sayılır bir bilinirlik elde eden Donald Trump hem bu bilinirliğini hem daha da artıracak hem de servetine servet katacak başka bir sektöre daha adım atmış: kumarhane işletmeciliği. 1980’li yıllarda New York borsasında kumar işletmelerinin hisseleri tavan yapmaya başlamıştı ve yeni bir fırsatın kokusunu alan genç iş adamı Birleşik Devletlerin doğu yakasında kumarın yasal olduğu ve yeni yeni gelişmeye başladığı  Atlantic City bölgesinde 1 yıl arayla Trump Plaza ve Trump Castle isimli iki kumarhane açtı. Donald Trump bu işe başlamadan önce herhangi bir deneyimi yoktu ancak binaların tasarımı ve dizaynı konusunda ustaydı. Kumarhanelerin otel kısmı için şehrin her yerinden görünen lüks binalar yaptı ve bu binalara Trump isminin yer aldığı ışıklı ve büyük tabelalar ekledi. Bu hiç bilmeden başladığı iş çok büyük paralar kazanmasını sağlamış. Öyle ki Trump Castle ismiyle açılan ikinci kumarhanesi ilk 6 ayında 21 milyon dolar kar elde etmiş.

Donald Trump 80’li yılların ortasında özel yat, futbol takımı, malikene ve özel jet satın aldı. Bugün birçok iş adamında görmeye alıştığımız bu lüks şeyler o tarihlerde dünya da sayılı zengin insanın elinde bulunan şeylerdi. Kendisinin o yıllarda kullandığı özel jet birçok devlet başkanının da kullandığı Boeing 757 tipi bir uçak; yani 7-10 kişinin yolcu kapasitesi olan küçük jetlerden değil.

Onun bu adımları kendisine hatrı sayılır bir tanınırlık ve servet kazandırdıktan sonra yine farklı bir endüstri deneyerek Amerika’da halk tarafından o zamanlar en az Türkiye’de ki futbol sektörü kadar ilgi gören boks sektörüne adım attı. Amerika’nın ünlü boksörleri onun otellerinde maçlara çıkıyor ve Hollywood yıldızları bu karşılaşmaları izlemeye gidiyordu ve bunların hepsi olurken kendi de arka planda değil de sahnedeydi; tıpkı bir şov adamı gibi ringe çıkıp konuşmalar yapıyordu. Bir televizyon röportajında bir boks bahisçisi onun için şöyle diyecekti:Hem ringin içinde hem de ringin dışında çok zeki bir adam.

Tac Mahal isimli üçüncü kumarhane ve otel kompleksini açtıktan sonra büyük bir krizin ve borçlanmanın içine girdi. Tac Mahal yatırımında umduğunu bulamamıştı ve diğer projeleri gibi bu projeyi de yüklü miktarlarda kredi kullanarak yapmıştı. Trump kendi içinde finansal krizler yaşamaya başlarken 22 Ekim 1987 yılında Amerikalıların Kara Cuma ismini verdiği kriz gerçekleşti ve Wall Street düşüşe geçti. Tac Mahal açıldıktan 2 ay sonra medya Trump’ın 2 milyar dolar borcu olduğuna dair haberlere yer vermeye başladı. Bu olanların ardından Tac Mahal iflas etti, Plaza oteli, Sahip olduğu bazı şirketlerini hatta özel yatını bile satmak zorunda kaldı.

Krizi fırsata çevirmek için kimden ders almalıyız derseniz cevap yine “Geri Dönüş Sanatı” kitabının yazarı Donald Trump olurdu. İş hayatında ciddi sıkıntılar yaşarken medyaya çok farklı bir tablo çiziyordu. Malikanesinde lüks partiler düzenliyor, çıktığı röportajlarda yeni projelerinden bahsediyor ve hatta kendisinin finansal bir darboğaz içinde olduğunu iddia eden gazetecilere yüklü miktarlarda tazminat davaları açıyordu. Borsa’daki düşüşü de fırsat bilen deneyimli iş adamı Trump Otel ve Kumarhanelerini halka açtı ve Wall Street Borsası’nda işlem görür hale getirdi. Medya’da yarattığı imaj işe yaradı ve Trump’ın şirketinin değeri kısa sürede 1.2 milyar doları gördü. Bu rakam güven tazelemesi ve piyasaya geri dönmesi anlamına geliyordu. Bu başarısını “Geri Dönüş Sanatı” isminde bir kitap yazarak taçlandırdı.

İnsanlar genelde ne söylediğinizi hatırlamazlar ama nasıl söylediğinizi unutmazlar. 2000’li yıllara gelindiğinde Donald Trump’ın bir popüler kültür karakteri haline gelmesi bu sözün en iyi kanıtıdır. 2003 yılında “Çırak” isimli bir reality show programına başladı. Program o zamanlar Birleşik Devletler’de trend haline gelmiş girişimcilik konusu üzerineydi. Donald burada ülkenin muhtelif eyaletlerinden gelen girişimci adaylarını seçen jüri ekibinin başı ve karar vericisi olarak görev alıyordu. Reytingler bir anda patlamıştı ve elemeler için metrelerce kuyruk oluşmuştu. Amerika’da 80’li ve 90’lı yıllarda bir şekilde Trump’la ve yaptığı ilginç işlerle tanışmayan insanlar bu program sayesinde onu tanımışlardı ve unutanlarda yeniden hatırlamışlardı. Televizyon programlarında şov adamı olarak yer alırken diğer bir yandan güçlü iş adamı kimliğini göstermeyi ihmal etmiyordu. Tv programında sadece jüri olarak yorumlar yapmıyor ayrıca kendi hayatından ve başarılarından da bahsediyordu.

2008 yılına gelindiğinde Twitter’a giriş yaptı. Kendi işleriyle ilgili, ülke gündemiyle ilgili, Çırak Tv Show’uyla ilgili birçok tweet paylaşmaya başladı hatta aynı sene bunu kendisi mi planladı bilinmez ama Birleşik Devletler’de Trump başkanlığa başlığıyla trend topic oldu. 2012 yılında Cumhuriyetçi Parti adayı Mitt Romney seçimi kaybetmesinin hemen ardından “Make America Great Again (Amerika’yı Yeniden Harika Yap)” sloganının patentini aldı. Aynı slogan Cumhuriyetçi eski başkan Ronald Reagan tarafından da 1980 yılında kullanılmıştı. 2015 yılında resmi olarak başkanlığa adaylığını açıklayacak olan Donald Trump 2012 yılında sloganını belirlemişti.

Tarih 16 Haziran 2015’i gösterdiğinde New York Trump Tower Binası’nda gelecek seçimlerde başkanlığa Cumhuriyetçi Parti’den adaylığını koyacağını resmen açıkladı ve çalışmalarına başladı. Müteahhit bir iş adamı ve şov dünyasından bir isim olmasına karşın karşısında Amerika siyasi tarihinde tanınmış isimlerden Dış İşleri Bakanlığı da yapmış olan Hillary Clinton vardı ve Hillary; Amerikan halkının büyük çoğunluğunun sempatisini kazanmış ve iki dönem başkanlık yapmış olan Barack Obama’nın halefi olarak seçimlerde Demokrat Parti adayı olarak Trump’ın rakibiydi. O zamanlar başkanlığa adaylığını açıklaması medya da alay konusu olduğunda Trump bir röportajında şunları söylecekti: Dünya şu anda bize gülüyor ama ben başkan seçildiğimde gülemeyecekler.

Başkanlık yarışında yine kendine has tarzıyla bir seçim kampanyası yöntemi izledi. İlk önce daha adaylığını bile açıklamamışken Obama’nın doğum belgesi olmadığını iddia etti ve bu konuda geniş kamuoyu yarattı. Şok edici şeyler söylemek çoğu zaman saçma görülse de bazen işe yarayabiliyor. Tartışmalar öyle bir noktaya geldi ki Beyaz Saray resmi açıklamayla Obama’nın doğum belgesini yayınladı ve Obama basına verdiği röportajda gerçek bir doğum belgesine sahip olduğunu ilan etti. Trump bilinirliğini artırmak adına doğru kişiyi hedef seçmişti ve istediğini de elde etmişti. Başkanlık yolunda ana iletişim aracı olarak Twitter’ı seçti. Twitter’da değindiği konuların neredeyse hepsi trend listesine girmeyi başarıyordu. Meksika sınırıma duvar örmek,Çin’e ağır ithalat vergilerinin uygulanması, İklim değişikliği anlaşmasının iptali gibi konuların hepsi aslında kampanyanın bir parçasıydı. Bir politikacı gibi esnek konuşmalar yapmak yerine sivri açıklamaları tercih etti ve tercih ettiği yöntemin başarılı olması sayesinde Birleşik Devletler’in 45. Başkanı seçildi.

Article Categories:
Marka/İletişim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Shares